| 27 Haziran 2003 |
2003/798 |
GENEL MEKTUPNo:096Konu : Sermaye Piyasasında Güven Unsuru ve Yatırımcının Korunması hk. |
|
|
SAYIN ÜYEMİZ, Yakın geçmişte, mali bünyeleri zayıflamış ve taahhütlerini yerine getiremez duruma gelmiş bulunan bir kısım bankaların ortaklık hakları ile birlikte Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesi ve bir süre önce de Aktaş Elektrik A.Ş., Çukurova Elektrik A.Ş. ve Kepez Elektrik A.Ş.’nin elektrik üretim, iletim ve dağıtımına ilişkin imtiyaz sözleşmelerinin iptal edilmesi, bu şirketlerin halka açık kısmına ait payları ellerinde bulunduran yatırımcıların haklarını kaybetmesine sebep olmuştur. Yatırımcıların haklarının korunması ve piyasaya olan güveni yıpratan yapının değiştirilmesi amacıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası nezdinde girişimlere başlanmış olup, ilgili mercilere iletilen Birliğimiz görüş ve önerileri yazımız ekinde yer almaktadır. Saygılarımla, |
|
|
|
|
Müslüm DEMİRBİLEK |
|
BAŞKAN |
|
İstanbul, 26 Haziran 2003
|
2003/796 |
|
Konu : Sermaye Piyasasında Güven Unsuru ve Yatırımcının Korunması hk. Ülkemizde yakın bir zamanda yaşadığımız ekonomik kriz öncesi ve sonrasında Bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması kapsamında, mali bünyeleri zayıflamış ve taahhütlerini yerine getiremez duruma gelmiş bulunan bir kısım bankalar, mevcut mevzuat çerçevesinde, ortaklık hakları ile birlikte Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiştir. TMSF'na devredilen halka açık bankaların ana hissedarlarının ortaklık hakları yanında, neler olup bittiğinden habersiz küçük hissedarların hakları da Bankalar Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca adı geçen Fon'a geçmiş, onbinlerce hisse senedi yatırımcısı bu kapsamda tüm haklarını kaybetmiş, mağdur duruma düşmüştür. Aynı şekilde AKTAŞ, ÇUKUROVA ELEKTRİK ve KEPEZ şirketlerinin imtiyaz sözleşmeleri kapsamındaki elektrik üretim, iletim ve dağıtım faaliyetlerinin sürdürülmesi esaslarını belirleyen şartlar ve hükümlerin ortadan kaldırılması nedeniyle de sözkonusu şirketlerin hisse senetleri Borsa pazarlarından ve Borsa kaydından çıkarılmıştır. Bu durumda halka açık hisse paylarını ellerinde bulunduran yatırımcılar tüm haklarını kaybetmişlerdir. Bu konuda, uygulamanın mevcut yasal düzenlemeye uygun yapıldığı kuşkusuzdur. Ancak, konunun; temel hukuk kuralları çerçevesinde tartışılabilmesi, kamu vicdanı yönünden ve sermaye piyasamızın geleceği yönünden ise değerlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Yatırımcının sermaye piyasasına etkin ve yaygın bir şekilde katılımının sağlanması, sermaye piyasası mevzuatının konusunu oluşturan piyasanın güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunmasını düzenlemek ve denetlemekle mümkündür. Ancak, yatırımcıyı korumaya yönelik kanuni düzenlemeler yapılırken, piyasanın olağan iş riski sebebiyle oluşabilecek olumsuzluklar haricindeki, olumsuzluklar ve risk karşısında yatırımcının hak ve menfaatleri de korunmaya çalışılmalıdır. Yatırımcıların, ortaklığın durumu, yönetimi, riskleri, beklentileri göz önünde bulundurarak bir ortaklığın hisse senedine yatırım yaparak ortak olmaları, ilgili ortaklığın kârına olduğu gibi zararına da ortak olması sonucunu doğurmaktadır. Ancak, yatırımcı sermaye piyasasında faaliyet gösterirken, bu faaliyetini sermaye piyasasının kuralları dahilinde yapabilmekten alıkonuyorsa olağan piyasa riski dışındaki sebeplerden menfaatleri zedelenmektedir. Yatırımcıların olağan piyasa riski dışında karşılaşabileceği riskler, ihraççılardan, aracı kuruluşlardan, piyasadaki diğer yatırımcılardan, piyasayla ilişkisi olmayan diğer kimselerden ve denetimle yükümlü mekanizmalardan kaynaklanabilir. TMSF'na devredilen bankaların küçük hissedarlarına yönelik uygulama, esasen piyasamızda tam olarak tesis edilememiş olan yatırımcı güveninin ciddi şekilde sarsılmasına neden olmuştur. Aynı şekilde AKTAŞ, ÇUKUROVA ELEKTRİK ve KEPEZ şirketlerinin imtiyaz sözleşmeleri hükümlerinin ortadan kaldırılması ve de şirket aktifinde yer alan tüm tesisler ile tüm taşınır ve taşınmaz malların her türlü borç ve taahhütlerden ari olarak Devlete bedelsiz olarak geçmesi nedeniyle de bu şirketlere yatırım yapan yatırımcılar zarara uğratılmış ve sermaye piyasamızdaki güven unsuru zedelenmiştir. Diğer taraftan sözkonusu şirketlerin aktifinde yer alan tüm tesis, taşınır ve taşınmaz malların da devralınması sonucunda şirket pasifinde yer alan kısa ve uzun vadeli borçların tasfiyesini karşılayabilecek başka bir malvarlığı kalmamaktadır. Şirketin tasfiyesi yoluna gidilmesi durumunda, halka açık hisse senetlerine yatırım yapan yatırımcılar tam anlamıyla mağdur edilmiş olacaktır. Sermaye piyasamızın geliştirilerek tabana yayılabilmesi ve oluşan güven erozyonunun önüne geçilebilmesi açısından; a) Bankalar Kanunu’nda yapılacak bir değişiklikle, bundan böyle, Bankaların Fona devrinde, hakim durumda olmayan ortakların hisselerinin devir dışında tutulması; hatta bu değişiklik sırasında eski uygulamadan gelen aksaklıkların da düzeltilmesini sağlayacak hükümler eklenmesi uygun olur görüşündeyiz. b) İmtiyaz hakkına istinaden faaliyet gösteren halka açık anonim ortaklıkların kamu yararı gözetilmek suretiyle imtiyaz haklarının ortadan kaldırılması durumunda da halka açık hisse paylarını ellerinde bulunduran yatırımcılara çağrıda bulunulmak suretiyle, imtiyaz konusu faaliyetleri yürüten ve şirket aktifinde yer alan tesis ve taşınır taşınmaz malları devralan kamu kurum ve kuruluşlara bu hisse senetlerini devretme hakkı tanınabilmesine olanak sağlayacak bir yasal düzenlemenin yapılabileceği kanaatindeyiz. Değerlendirmelerinize arz ederiz. Saygılarımla, |
|
|
|
Müslüm DEMİRBİLEK |
|
BAŞKAN |